Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe kıdhıġ
Ad
[düzenle]kıyı (belirtme hâlikıyıyı, çoğulukıyılar)
- (coğrafya) Kara ile suyun birleştiği yer
- Kandilli akıntısını geçiyoruz. İşte Küçüksu kasrı, kıyıda bembeyaz gülüyor. -Y. Z. Ortaç
- Bir yerin kenarı; periferi, periferi
- 1952: İlhan BERK, 1952, Günaydın Yeryüzü, sayfa 62 , Yeditepe Yayınları
- "Ben Pasifik kıyılarından mı geldim diyordun/sen"
- 1952: İlhan BERK, 1952, Günaydın Yeryüzü, sayfa 62 , Yeditepe Yayınları
- (coğrafya) sahil
- Kıyılardan gelen rüzgârlar, denizin küçücük dalgacıklarıyla oynaşıyorlar. -E. M. Karakurt
- (mecaz) Issız, tenha yer.
Deyimler
[düzenle]Sözcük birliktelikleri
[düzenle]kıyı balıkçılığı, kıyı bankacılığı, kıyı bucak, kıyı çizgisi, kıyı dili, kıyı kordonu, kıyı seyri, kıyı tırmığı, kıyıda bucakta, kıyıda köşede
Kaynakça
[düzenle]Türk Dil Kurumuna göre "kıyı" maddesi
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Ad
[düzenle]kıyı
- (coğrafya) kıyı, sahil
Kaynakça
[düzenle]- Etymological Dictionaries - Andras Rajki
"https://tr.wiktionary.org/w/index.php?title=kıyı&oldid=5262178" sayfasından alınmıştır
