Dünyanın pek çok ülkesinde sucul-karasal bitkiler, memeliler, kuşlar, sürüngenler, mikro organizmalar, amfibiler ve balıkları içerisine alan yüzlerce canlı türü “istilacı, yayılımcı veya yabancı, egzotik tür” olarak tanımlanmaktadır. İstilacı Yabancı Türler (İYT’ler) biyolojik çeşitliliği, ekosistem işlevlerini ve ekosistem hizmetlerini olumsuz yönde etkileyen unsurlar içerisinde en önemlilerinden biridir (Millenium Ecosystem Assessment, 2005).
"İstilacı yabancı tür” kavramı ise "yerleşmesi ve istilasıyla ekonomik veya çevresel zararlar vererek ekosistemleri, habitatları veya türleri tehdit eden yabancı tür", "çevreye, diğer türlere, ekonomiye veya insan sağlığına zarar verebilme potansiyeline sahip yabancı tür", veya "yanlışlıkla veya bilinçli olarak normal şartlarda yaşam ortamı olmayan doğal bir ortama bırakılan/giriş yapan; bu ortamlarda üreyip, gelişen, yayılım gösteren ve yeni ortamlarında olumsuz pek çok etki yaratan bitki, hayvan, mantar ve mikroorganizma türleri" şeklinde açıklanabilmektedir (FWS, 2019; CBD, 2019).
Son yıllarda küreselleşmenin hız kazanmasıyla beraber insan, bitki ve hayvan hareketleri de hız kazanmış, bir yerden başka bir yere taşınmaları da kolaylaşmıştır. Yabancı türlerin de gerek belirli bir amaç için veya istem dışı taşınmaları da her geçen gün artmaktadır. Bugün dünyada istilacı yabancı türler hem sucul, hem de karasal ortamlarda ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlar olarak karşımızda durmakta ve küresel olarak biyolojik çeşitlilik üzerine en büyük tehditlerden biri olmaya devam etmektedir.